TRANSİST’in Derneğimizden Talep Ettiği “kurumsal özür”e İlişkin Açıklamamızdır

img

TRANSİST’in Derneğimizden Talep Ettiği “kurumsal özür”e İlişkin Açıklamamızdır:

4.09.2020 tarihinde TRANSİST tarafından derneğimize yönelik bir öz eleştiri ve kurumsal özür talebi içeren bir açıklama yapılmıştır. Bu açıklamada, derneğin kampanya dava olarak yürüttüğü, bir trans kadının sağlık hakkına erişimini konu alan davanın Anayasa Mahkemesi (AYM)’nden usulden red kararıyla dönüşü hususunun derneğin ihmali sebebiyle olduğu ve sürecin şeffaflıkla kamuoyuyla paylaşılarak kurumsal özür dilenmesi gerektiği belirtilmiştir.

Sürecin Özeti:

Açıklamada özetlendiği üzere, derneğimizin kampanya davalarından olan bahse konu davayı, kendisi, o dönem derneğimiz Yönetim Kurulunda bulunan, LGBTİ+ alanında yıllardır emek veren ve deneyim sahibi bir avukat dava sürecini yürütmüş ve derneğimizce süreç kampanyalaştırılmıştır. TRANSİST’in belirttiği üzere, dava AYM aşamasına kadar yürütülmüş ve fakat AYM başvurusu reddedilmiştir. Belirtmek gerekir ki AYM başvurusu 2016 yılında yapılmış, karar ise 2019 yılında verilmiştir. 

2019 yılının Ağustos ayında bahse konu davanın davacısı tarafından info@spod.org.tr adresine bir e-posta gönderilmiştir. Bu e-postada özetle davanın reddinin kendisinde yarattığı hislerden bahsetmiş; red kararının avukatın ihmali sebebiyle verildiğini, kararı çok geç öğrendiğini, derneğin bu süreçte kendisini bilgilendirmediğini; bu iletişimsizliği ihmal olarak gördüğünü söyleyerek bizleri LGBTİ+ kamuoyuna bir açıklama yapmaya ve özeleştiri vermeye davet etmiştir. 

Kendisine yazılan cevapta dosyanın yürütücüsü avukatın yıllardır alana emek vermiş, deneyimli bir avukat olduğu ve fakat yine de AYM’nin red kararının arkasında hukuki bir ihmal varsa avukattan özeleştiri isteyebileceğimizi; biz davanın tarafı olmadığımızdan kararın bize tebliğ edilmediği; yine davanın AİHM’e götürülmesini talep ediyorsa bu konuda da derneğimizde 2 yıldır çalışan avukatımızın kendisiyle süreci yürütmeye hazır olduğu belirtilmiştir. 

Ayrıca bütün bunların sonunda bu sürecin bize alanda dernek- avukat- kampanya davanın öznesi arasındaki ilişkilerle ilgili bir kitapçık ihtiyacını fark ettirdiğini, dilerse kitapçığın hazırlanması sürecinde deneyimini aktarması amacıyla iletişime geçebileceğimizi aksi halde ise kitapçığın girişinde bize alandaki bu eksikliği hatırlatan açıklamaya konu süreci aktarabileceğimizi belirttik.

Karşılığında, kendisinin yaptığı araştırmalar sonucu AYM başvurusunun reddedilmesinde dosyayı yürüten avukatın bir ihmali ya da hatası olmadığını alanda çalışan farklı avukatlardan da fikir alarak öğrendiğini, dosyanın AİHM’e götürülmesi süreci için başka bir avukatla görüştüğünü; çıkaracağımız yayının girişinde ya da kamusal bir mecrada yine de derneğin bütün bu davalama sürecinin tamamında bilgilendirme ve iletişime dair eksiklikleri olduğunu belirterek bir özeleştiri yayınlamasını doğru bulduğunu belirten bir e-posta aldık. Bu arada bizler de halihazırda bizimle çalışan avukatımızın yaptığı araştırmalar ve dosya avukatıyla kurduğu iletişim sonucu dosyada hukuki bir hata ya da eksik olmadığını öğrenmiş olduk. 

Nihayetinde, 2020 yılının başında kampanya dava ve stratejik davalamaya ilişkin bir yayın hazırlığına giriştik ve alanda çalışan deneyimli avukatlardan oluşan bir danışma kurulu ile yayınımızı hazırladık. “Türkiye’de LGBTİ+ Hakları için Stratejik Davalama: Deneyimler, İçgörüler, Sonraki Adımlar” raporu ile “LGBTİ+ Hakları Alanında Çalışan Avukatlar için Kontrol Listesi” 31 Ağustos günü kamuoyuyla paylaşıldı. 

Raporumuzda da belirttiğimiz üzere, yayını kendi öz kaynaklarımızla değil yürüttüğümüz bir proje kapsamında çıkardığımız için, giriş yazısına yayının içeriği dışında bir şey yazmayı uygun görmedik. Buna rağmen yayının içeriğinde avukat müvekkil ilişkileri ve özellikle müvekkili bilgilendirme kısmının üzerinde bolca durduk. 

Yayının içeriğine alamadığımız, yukarıda bahsedilen süreçle ilgili ise, yayının tanıtımını yapacağımız bir röportajda, derneğin neden stratejik davalama üzerine bir yayın çıkardığını da anlatan bir kısımda bize bu motivasyonu veren, açıklamaya konu süreci de anlatmaya karar verdik. Böylece 2015 yılındaki kampanya davamızın öznesiyle olan sürecimizi açıklıkla anlatmaya ve her ne kadar taraflar için olumsuz bir deneyim de olsa eksikliklerin görülmesine ve bu yayının çıkışına kaynaklık ettiğini aktarmaya karar verdik.

Kamuoyunun da bildiği üzere yayınımız henüz çıktığından, tanıtım süreci de yeni başlamıştır. Halihazırda birlikte çalıştığımız dernek avukatımız, alandaki bu eksikliği bize hatırlatan ve yayını çıkarma konusunda bize fikir veren ilgili kişiden, daha önceki yazışmada rıza vermiş olmasına rağmen aradan uzun zaman geçmesi sebebiyle tekrar rıza almanın uygun olacağını belirtmiştir ve ilgiliyle iletişime geçmiştir. İlgili kişi verdiği cevapta kurumsal özür ile beraber kendisiyle röportaj yapılmasına onayı olduğunu, özür dilenmemesini kabul etmediğini belirtmiştir. Bunun üzerine gördüğümüz, TRANSİST’in bizden kurumsal özür beklediğidir.
 
TRANSİST, bu talebi kendi sitelerinde yayınlamadan önce bizimle hiç bir şekilde iletişim kurmamıştır. TRANSİST kurulduğundan beri karşılıklı dayanışma içinde olduğumuzdan, LGBTİ+ hareketini ve özellikle trans hareketi birlikte güçlendirmek için TRANSİST ile her türlü işbirliğine açık olduğumuzu her daim belirttiğimizden ve LGBTİ+ örgütleri arasındaki yazılı olmayan hukuk sebebiyle, bu talebin kamusal duyurusundan önce bize iletilmesini beklerdik. Söz konusu dava ve sonraki süreç ile davaya konu olan kişi ile kişisel e-posta hesabından iletişimi sürdürürken, TRANSİST’in bizle hiçbir iletişime geçmeden ve bizi dinlemek ihtiyacı duymadan kamusal alanda böyle bir yayında bulunmasını adil bulmadığımızı belirtmek isteriz. 

Bahse konu dava 2015 yılında derneğimizde çalışan ve kurullarımızda görev alan avukatlarca binbir emekle yürütülmüş ve tarafların kusuru ya da ihmali olmaksızın AYM tarafından reddedilmiştir. Dernek davanın tarafı olmadığından, sadece davayı kampanyalaştırdığından, mahkeme kararı derneğe tebliğ edilmemiştir. Buna rağmen, süreci yürüten avukattan dosyaya ilişkin bilgi talep etmeyi ihmal ettiğimiz ve dolayısıyla davacı öznenin karardan geç haberdar olduğu beyanını bir ihmalimiz olarak kabul ettik ve devamında adım atmaya hazır olduğumuzu da belirttik. Bu irademizi ilgili kişiyle de tüm samimiyetimizle paylaştık. Halihazırda da bunun aksini gösteren bir tavrımız yoktur ve olmamıştır.
 
Neticeten, davacı ve diğer tarafların dernek ile organik ilişkilerinin kesilmelerinin akabinde dernek yönetimi ve çalışanlarının da değişmesi dolayısıyla, süreç içerisinde kampanya davamızı yürüten avukat ve davacı ile bu dosya özelinde bir iletişim kurmadığımızı, dosyanın AYM’de kaldığı 3 yıl boyunca davacıdan da bir talep gelmediğinden dosyaya ilişkin bilgi almayı ihmal ettiğimizi, bu sebepten AYM kararından geç haberdar olduğumuzu kabul ederek, bundan sonrasında böyle süreçlerin tekrarlanmaması için kurumsal yapımızı ve hafızamızı güçlendirmeye dönük çalıştığımızı kamuoyuna duyuruz. 

 
Sosyal Politika Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmalar Derneği - SPoD