
21 Eylül 2011’de gökkuşağının altında adil, eşit, özgür bir dünya kurma hayali ile başladığımız bu yolda tam 12 yıldır pes etmeden varlığımızı şanlandırıyor, bizleri görünmezliğe, nefrete itenlere inat hiç kimseyi geride bırakmadan birbirimize sarılarak mücadele etmeye devam ediyoruz.
Umudu yeşertmeye olan inancımızla, ilk günden bugüne her bir lubunyanın biricikliğini kendimize katmak için çabaladık. Lubunyaların zorluklarla baş etme stratejilerini kendimize örnek aldık. Bizden, mücadelemizden, kayıplarımızdan, kahkahalarımızdan, öfkemizden ve direnişimizden çok şey öğrendik. Bu vesileyle 6 Şubat depremlerinde kaybettiğimiz Suna’yı ve zamansız bir şekilde aramızdan ayrılan kurucularımızdan Murat’ı unutmuyor, onları saygı ve özlemle anıyoruz.
Türkiye’nin uzun bir süredir sıkışmış olduğu siyasal uçurumda hayatlarımızın üzerine yapılan politikalara karşı her birimizin elini sıkı sıkı tutmak için sesimizi yükseltmekten hiç çekinmedik. Nefret politikalarını besleyenlerin karanlığına karşı düzene sığmayanlar olarak kalabalığımızdan ve haklılığımızdan güç alıyoruz.
SPoD olarak yaptığımız savunuculuk, danışmanlık ve akran desteği faaliyetleriyle lubunyalar için dayanışmaya, politika üretmeye ve nefes alacak alanlar açmaya devam ediyoruz. Heteroseksist, ikili ve atanmış bir sisteme karşı her koldan güçlenmeye, güçlendirmeye ve hayat ettiğimiz dünyayı oluşturmaya çaba sarf ederken 12 yıldır bu yolda bizimle birlikte omuz omuza yürüyen başta gönüllülerimiz ve ekip arkadaşlarımız olmak üzere herkese bir teşekkürü de borç biliyoruz.
Tahakküm kurmaya çalıştıkları kimliklerimizi, bedenlerimizi, ailelerimizi, dünyamızı geri almaya göz diktik. Vazgeçmiyoruz. Çünkü biliyoruz ki; güneşin ışığı kara bulutlara teslim olmaz. Güneşin ışığını gölgelemeye çalışanlara inat bugüne kadar yolu bizimle kesişmiş, yanımızda olan, olmak isteyen herkese dayanışma ve sevgiyle!
SPoD
Sosyal Politika, Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği