Skip to main content

Kültür-Sanat ve Akademik Çalışmalar Birimi yeni dönemine başladı!

By 14 Şubat 2024Mart 8th, 2024Duyurular
Kültür-Sanat ve Akademik Çalışmalar Birimi yeni dönemine başladı!

Sosyal Politika, Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği (SPoD) gururla sunar!

SPoD, 2011 yılında başladığı yolculuğunda durmak bilmeksizin LGBTİ+ların hakları için çalıştı. Her ne kadar bunlarla sınırlı olmasa da siyasal katılım, HIV çalışmaları gibi alanlarda savunuculuk yaparken sunduğu Pazar Sohbetleri/Mesafesiz Sohbetler, akran danışmanlığı, hukuki danışmanlık, psikososyal danışmanlık gibi hizmetlerin yanı sıra kamu kurumları, özel sektör ve uzmanlara eğitimler vermeye devam ediyor. Akademi ise tüm bu çalışmalara ek olarak SPoD için her zaman bir mücadele ve örgütlenme alanı olmaya devam etti. 

2012 yılında hayatına başlayan SPoD Akademi, hem kuirlerin/LGBTİ+’ların özgün bilgisinin üretilmesine destek oldu hem de akademide onların güçlenmesini mümkün kıldı. Kuir/LGBTİ+ çalışmaları ve kuir teori alanlarında yapılan araştırmaların sunulduğu ve lubunyalarla araştırmacıları bir araya getiren Bahar Seminerleri, LGBTİ+’ları kendi baskılanma deneyimleri perspektifinden edebiyata bakmayı teşvik eden Edebiyat Buluşmaları gibi pek çok etkinlik ve bu alandaki araştırmacılara verdiği danışmanlıklarla her geçen gün köhnemeye yüz tutan kurumsal akademinin dışında bir nefes yeri oldu. 

Toplumsal Cinsiyet Karşıtı Anlatıları Bozmak için Yeni İttifaklar Arayışı, raporu ve projesinde toplumsal cinsiyet karşıtlığı; küresel, yapısal ve yerel tezahürleri olan bir hareket olarak, tarihsel boyutları ve Türkiye’deki karşılıkları ile beraber incelendi. Rapor bu bağlamda kendi arasında ittifak deneyimini paylaşan dört kurumun (SPoD, Havle Kadın, Pozitif Dayanışma ve DEMOS) bunu yaygınlaştırma çabasına, tecrübelerine ve duygularına odaklanıyor. Buna ek olarak dilsel şiddetin anlatısal boyutunu nasıl ele aldıklarına, farklı alanlardan getirdikleri örneklere, tematik toplantılara, okuma çemberlerine, sunumlara, farklı sivil toplum çalışanları ve aktivistlerle yapılan derinlemesine mülakatlara, 40’a yakın farklı sivil toplum kurumunun katılımı ile gerçekleştirilen çalıştayın sonuçlarına, grup çalışmalarına ve SWOT analizi bulgularına dikkat çekiyor. Bunun yanında raporda seçim süreci sonrası aktivistlerin düşünce ve duygu dünyalarına ışık tutuluyor; nefret söylemi içeren gazete haberlerine, örgütlerin birbirlerine yaptıkları ve kendi çalışma sahalarından süzdükleri örneklere ve gözlemledikleri ayrımcı retoriklere, siyasi parti temsilcilerinin seçim dönemi propagandalarına, yaygın sosyal medya gönderilerine de işaret ediliyor.

Anket Metodolojisi Kullanan Araştırmacılar için Kapsayıcılık Kılavuzu ise akademi, sivil toplum veya bireysel fark etmeksizin tüm araştırmacılar için kapsayıcı bir araştırmanın nasıl örüleceğine dair ipuçları veriyor. LGBTİ+ hareketinin pozitivist yaklaşıma ve niceliksel araştırmalara olan tarihsel mesafesi sebebiyle anket yöntemi LGBTİ+ çalışmaları alanında yeterince kullanılmadı. Bunun yanı sıra niceliksel yöntemleri kullanan pek çok araştırmacının ‘bilimsellik’ kaygısıyla LGBTİ+ aktivistlerin getirdiği eleştirilere yeterince açık olmaması da bu araştırmalarda LGBTİ+’ların yeterince temsil edilmemesine, ediliyorlarsa da araştırma yöntemi ve akademik etik açısından birçok sorunun varlığına sebep oldu. Bu kılavuz, böylesi bir boşluğu doldurmak niyetiyle atılmış bir adımdır.