
AIDS ve HIV pandemisinin iz bıraktığı kolektif travmanın mirasını üstleniyoruz: Bizi yaşatan kolektif eylem ve politik mücadeledir.
1 Aralık Dünya AIDS Günü, 44 yıldır süren küresel HIV mücadelesinin bize öğrettiği gerçekle yüzleşme günüdür: Kolektif eylem hayat kurtarır; bilim, dayanışma ve politik mücadele bir araya geldiğinde ilerleme hızlanır. Bu yalnızca basit bir slogan değil; bizi bugün buraya getiren tarihsel gerçeğin adıdır. AIDS ve HIV mücadelesi, ilk günden beri hastaların, aktivistlerin, araştırmacıların, toplulukların ve hayatta kalmak için örgütlenen lubunyaların kolektif çabasıyla güç kazandı. Stonewall’dan ACT UP’a uzanan bu dayanışma hattı, bugünkü tedavilerin, hak kazanımlarının ve B=B gerçeği gibi bilimsel gelişmelerin yolunu açtı.
Günümüzde bilimsel veriler oldukça net: Düzenli tedavi ile viral yük belirlenemez seviyeye iner, HIV aktarımı gerçekleşmez ve HIV ile yaşayanlar sağlıklı ve uzun bir ömür sürdürebilir. Dolayısıyla artık HIV’in insanları öldürmediği; devletlerin, kurumların, bilim düşmanlığının ve toplumun ürettiği damgalamanın öldürdüğü bir çağda yaşıyoruz.
HIV mücadelesi bize bugün ayakta kalmamızı sağlayan şeyi hatırlatıyor: Biz birbirimizi yaşatıyoruz. ACT UP’ın sokağa yazdığı o cümle bugün hâlâ geçerli: Sükûnet = Ölüm.
Bilimsel bütün gelişmelere rağmen hâlâ ayrımcılıkla boğuşuyorsak, bunun sebebi virüs değil; patriyarka, cis-heteronormativite ve sosyal devletin sistemli çöküşüdür. HIV ile yaşam, sağlık politikalarının basitçe organize edilmesi hâlinde güvenli ve özgür bir hayat anlamına gelebilecek olmasına rağmen hâlâ milyonlar test, tedavi ve haklar için mücadele etmek zorunda kalıyor. Sağlık hizmetlerine erişimleri engelleniyor. Çünkü karar vericiler bilimden değil, nefret siyasetinden güç alıyor.
Biz LGBTİ+’lar yıllardır aynı gerçeği haykırıyoruz:
HIV ile yaşamak bir utanç değildir.
Ayrımcılık utançtır.
Ötekileştirme utançtır.
Sessizlik utançtır.
İnsanlığı yüzüstü bırakan politikacıların yetersizlikleri yüzünden kaybettiğimiz arkadaşlarımızın mirasını haykırıyoruz:
HIV politik bir meseledir.
Bizi yaşatan kolektif mücadeledir.
Hastalık değil; stigma öldürür.
Buna izin vermeyeceğiz. Eşitliksizliğin değil dayanışmanın, nefretin değil LGBTİ+ dayanıklılığın geleceğini kuracağız.
Biz buradayız. Birbirimizi bırakmıyoruz.