
Trans+’lar olarak barınma ve sağlık başta olmak üzere eğitimde, istihdamda, kentsel eşitlikte gözetilmediğimiz bir sistem içerisinde varoluşlarımız, yaşamlarımız için mücadeleler verdik, veriyoruz. Başta barınma gibi temel insan haklarımız olmak üzere, birçok hakkımız trans olmayanları kapsayan sistem tarafından elimizden alındı. Kırsaldan kasabalara, kasabalardan ise kentlere kadar her nerede yaşamak için mücadele verirsek verelim hep bu alanların dışına itildik. Soylulaştırılma politikaları ile birlikte güvenli alanlarımız olduğunu düşündüğümüz evlerimizden, sokaklarımızdan, mahallelerimizden, kentlerimizden edildik. Sağlıkta eşitlenmemizin önünde engel olan; sağlık sisteminin trans olmayanların yaşamlarının olağan akışına göre dizayn edildiği ve uyum sürecine giren trans+ların süreçlerinin başından sonuna kadar hormon ilaçlarına erişimlerinde sıkıntılar yaşaması gibi birçok bariyer olduğunu, bu bariyerlerin özellikle oluşturulduğunu ifade etmemiz gerekiyor.
Hetero olmayanları ve transları görmezden gelen ataerkil ideolojilerin işbirliği ile eğitim sistemi içerisinde var olmamız, ilerlememiz, başarılı bir süreç geçirmemiz ve bu süreci yine başarılı bir şekilde bitirmemizin önündeki engeller sebebiyle birçok trans+, daha lisans eğitimi almaya başlamadan ya da lisans eğitimi alsa bile istihdam edilme sürecinde sadece trans+olması sebebiyle birçok sorunla baş başa kalmakta. Günümüz konjonktüründe kentsel planlamaların merkezden yerele geçmesiyle birlikte, kentsel planlamalar içerisinde öncesinde zaten var olan trans+’ların varoluşlarının gözetilmeme durumu daha da derinleşti. Yerel yönetimlerin görevleri arasında olan kent içerisinde yaşayan kişilerin verilen hizmetlere ulaşımı ve eşit dağılımı, trans+’ların gözetilmediği ve hatta dışına itildiği bir hal aldı. Kamusal alanlar olan sokaklar, caddeler, parklar, mahalleler, dinlenme ve eğlence tesisleri gibi yerler trans+’ların gözetilmediği yerler haline geldi.
Trans+’lar olarak yaşamlarımızın her bir köşesinde gözetilmediğimiz bir dünya içerisinde yaşamaktayız. Buna “zorunlu” bırakılıyoruz fakat bu zorunluluğu yıkmamızın ilk adımlarından biri olarak kabul edebileceğimiz 18 Haziran Translarla Eşitlik Günü ile birlikte trans olmayanlara ‘‘Eşit Değiliz, Translarla Eşitleneceksiniz’’ demek için tıpkı trans olmayanları görmezden gelen sistemin bizim karşımıza çıkardığı bürokrasiler, politikalar ile birlikte, biz de trans+’lar olarak toplumsal sözleşmelerimizden biri olan Türkiye Cumhuriyeti anayasasının 10. Maddesinin içindeki ‘‘ve benzeri’’ ifadesine sıkışmayı ve ne yapacağımızı, ne olacağımızı ve nasıl davranacağımızı bize dayatan bu sistemi reddediyoruz.
18 Haziran Translarla Eşitlik Günü Kutlu Olsun!
SPoD
Sosyal Politika, Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği