
Bugün 25 Kasım, Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü. Türkiye’de 1980’lerden beri feminist mücadelenin odağı haline gelen patriyarkal şiddeti artık tüm veçheleriyle görüyor ve tanıyoruz.
Aralık 2022’den beri gündemde olan ve Madde 24 ve Madde 41’de yapılması planlanan anayasal değişiklik hem kadınları hem de LGBTİ+’ları yakından ilgilendiriyor. Kadınların ve LGBTİ+’ların rızası alınmadan yapılması planlanan bu değişikliğe onay vermemiz söz konusu olamaz. Güvenceli ve şiddetsiz yaşayacak bir hayat istiyoruz. sizin şiddet ve sömürü ile kutsadığınız aile masalınıza kanmıyoruz ve toplumu bu şiddet sarmalı ile dizayn eden yasalarınızı kabul etmiyoruz. Bizi biz olmaktan alıkoyan, kimliğimize ve bedenimize müdahalenin aracı haline getirdiğiniz ailelerinize sığmıyoruz!
İktidarın ve toplumsal cinsiyet karşıtı hareketlerin; kadınların nafaka hakkına göz dikerken ve erkeklerin “mağduriyetinden” hikayeler devşirirken, hem kadınların ev içi ücretsiz emek sömürüsünü devam ettirmeye çalıştığını, hem de boşandıkları takdirde herhangi bir destek sisteminden mahrum bırakılmasını sağlamaya uğraştığını çok iyi biliyoruz. Ne kazanımlarımızdan vazgeçiyoruz, ne de hepimizi kapsayacak bir anayasa için çalışmaktan! Pek çok kadın ve LGBTİ+ örgütüyle Hepimiz için Anayasa Koordinasyonu çatısı altında bunun için mücadele etmeye devam ediyoruz!
Ülkenin tanıklık ettiği ve içinde yer aldığı iki savaşta da kadınlar ve LGBTİ+’lar derinden etkilenmeye devam ediyor. Gaza ve Batı Şeria’nın 1960’lardan beri İsrail tarafından işgal edilmesi ve abluka altında tutması sonucunda 4 Ekim 2023’te tekrar fiili olarak başlayan İsrail-Filistin savaşı ve aynı tarihlerde Rojava’nın bombalanması, barış talebimizdeki ısrarımızı arttırdı ve arttıracak! Savaşlarda ganimet olarak görülen, tecavüze, tacize, psikolojik ve fiziksel şiddete maruz bırakılan kadınların mücadelesine ses veriyor ve barış talebimizde diretmeye, ateşkes için yapılan çağrılara katılmaya devam ediyoruz, devam edeceğiz!
6 Şubat’ta Türkiye’nin 10 ilini (Kahramanmaraş, Gaziantep, Hatay, Adıyaman, Diyarbakır, Şanlıurfa, Malatya, Adana, Osmaniye ve Kilis) ve Suriye’yi yoğunluklu olarak etkileyen deprem, kadınlar ve LGBTİ+’ları daha fazla şiddete açık hale getirdiğini en acı şekilde deneyimledik! Kadınlar ve LGBTİ+’lar deprem bölgelerinde, çadırlarda kalabalık halde yaşamak zorunda kaldıkları için cinsel şiddet ve fiziksel şiddete de daha yoğun olarak maruz bırakıldı. Hijyenik malzemelere ve gebeliği önleyici yöntemlere erişim kısıtlandığı için cinsel sağlık ve üreme sağlığına bağlı problemler arttı. Özellikle göçmen kadınlar ve LGBTİ+’lar depremden sonra sağlanan pek çok destekten eşit faydalanamadı. Bu süreçte kurulan Afet için Feminist Dayanışma ve Lubunya Deprem Dayanışması gibi inisiyatifler, kısa süreli ve acil destek toplama ve deprem bölgelerine ulaştırmada görev aldı. İktidarın bizi yalnızlaştırmaya yönelik politikalarına rağmen bir arada durmaya, dayanışmaya, paylaşmaya devam edeceğiz, ediyoruz!
20 Kasım Nefret Suçu Mağduru Transları Anma Günü’nde belirttiğimiz gibi patriyarka ile devletin aile eksenli söyleminden güç alan şiddet ve zorbalık hepimizin hayatını derinden etkiliyor. “Sevmek suç mu, bilmek istiyorum!” diyerek intihara sürüklenen Figen’i,”Yapamadım çünkü insanlar bana izin vermedi!” diyerek yaşamına son veren Eylül’ü, Didem’i, Hande’yi ve daha nicesini unutmadık! Nefret cinayetleri ile bizlerden koparılan ya da intihara sürüklenen trans kadın yoldaşlarımızın mücadelesini devam ettireceğimizi bir kez daha hatırlatıyoruz! Maruz bırakıldığımız şiddet ve nefret söylemleri onların yokluğundan ayrı düşünülemez. Şiddetin her türlüsüne karşı bir araya gelmeye, sesimizi çıkarmaya devam ediyoruz, edeceğiz!
Özellikle iktidarın Mayıs seçimlerinden beri dilinden düşürmediği “sapkın LGBTİcilik ideolojisi” ve “kutsal ailenin korunması” ikiliğine sıkıştırılmayı reddediyoruz! Patriyarkal, ikili cinsiyet sisteminin güçlendirildiği aile söylemini reddediyoruz! Bu ailelerin içerisinde emeğimizin sömürüldüğünü, görünmez kılındığını, şiddete maruz kaldığımızı, bakım verdiğimizi ve daha fazlasını yıllarca anlattık, anlatmaya ve hatırlatmaya devam edeceğiz! Bu 25 Kasımda, planlanan anayasa değişikliğine karşı hayır’ı örgütlemeye, barışın hüküm sürdüğü bir dünya için çalışmaya, şiddetin her veçhesine karşı hep birlikte mücadele etmeye devam edeceğiz! Buradayız, hiçbir yere gitmiyoruz, hiç kimseyi geride bırakmıyoruz!