Skip to main content

Birleşmiş Milletler’e LGBTİ+’Ların Hak İhlallerine İlişkin Mektup

By 16 Kasım 2020Haziran 8th, 2021Haberler

İnsan Hakları Savunucuları Dayanışma Ağı, Birleşmiş Milletler (BM) yetkilileri bir mektup göndererek, oğul Türkiye’de Türkiye’de LGBTİ + haklarına yönelik artan tehdit ve uygulamalara dikkat çekti. Mektupta, BM yetkililerinden acil müdahele talep edildi.

BM Cinsel Yönelim ve Cinsiyet Kimliği Dayalı Şiddet ve Ayrımcılığa Karşı Korunma Bağımsız Uzmanı, Barışçıl Toplanma ve Örgütlenme Özgürlüğü Özel Raportörü, İfade Özgürlüğünün Korunması ve Geliştirilmesi Özel Raportörü ve Terörle Mücadele Ederken İnsanlarının Korunması ve Geliştirilmesi Özel Raportörü’neteta,

Türkiye’de özellikle 15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişimi sonrasında gittikçe ağırlaşan hukuk devleti ve insan hakları krizine vurgu ve bu süreçte LGBTİ + haklarına yönelen müdahaleler sıralandı. Bu çerçevede, OHAL muhtemelen LGBTİ + gruplarına, bir kısmı hala yasaklardan bahsedildi. Mektupta, LGBTİ + hak savunuculuğu ve bireyleri hedef alan hukuki taciz ve fiziksel saldırıların yanı sıra, sistemli ayrımcık ve nefret söylemine de vurgu yapıldı.

 

Mektupta, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın 24 Nisan 2020 tarihinde ve LGBTİ + ‘ları hedef alan açıklaması, baroların bu açıklamaya yönelik tepkisi hatırlatıldı ve Ali Erbaş’ın açıklaması LGBTİ +’ lara karşı nefret söylemindeki ciddi artış ve bu söylem sahipsizlık kalkanı ile hakkında anlatıldı. Bu yıl Onur Haftası döneminde, pek çok üst düzey kamu görevlisi ve siyasetçi ile hükümet yanlısı medya kuruluşlarının, LGBTİ + ‘lara yönelik ayrımcı ve kışkırtıcı nefret ifadi kullandığını söylemiğini anımsatan mektupta, bu gelişmelerin, iç hukuka ve Türkiye’nin uluslararası hukuk bilimlerine aykırı olduğu belirtildi.

Bu çerçevde mektupta, Anayasa’nın 26. ve 34. maddelerinin, herkesin ifade ve örgütlenme özgürlüğünü güvence altına alın; 10. maddenin de, “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir” düzenlemesini içerdiği hatırlatıldı. Ayrıca, Anayasa’nın 90. maddesi gereği, iç hukuk ile Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası insan hakları sözleşmeleri arasında çelişki oluşması, uluslararası sözleşme hükümlerinin esas alınması vurgulandı.

Mektupta, Anayasa ve yasaların lafzında cinsel yönelim ve cinsiyet ayrımcılık ifadeleri içinde yer almasa da, görünen yer alan Anayasal ilkeler ve Türkiye’nin uluslararası hukuk bilimleri ile birlikte Türk Ceza Kanunu’nun eşitliği düzenleyen 3. maddesi, ayrımcılığı ve nefret söylemini suç olarak düzenleyen 122. ve halkı farklı ilgili sahip bir kesime karşı kin ve düşmanlığa tahriki cezalandıran 216. maddeleri nefret söylemi ve hedef göstermelerin hukuka aykırı olduğunun altı çizildi.

Ayımcılık yasağının, uluslararası hukukta bir takım hukuku kuralı oldugunu ve OHAL dönemi dahil, hiçbir koşul ve koşulda, bu yasağa istisna getirilemeyeceğini vurgulayan mektupta, Türkiye’nin bu yasağa uyma sulandırmayı azaltamayacağı ya da askıya alamayacağı vurgulandı.

Türkiye’nin LGBTİ + ‘lara yönelik yasaklayıcı politikalarının ve özellikle son dönemlerde LGBTİ +’ lara dönük üst düzey hükümet ve devlet temsilcilerinden gelen gösterici nefret söylemlerinin, uluslararası ve Anayasal standartlara aykırı olduğunu anımsatan mektup, bu uygulamaların, LGBTİ + ‘lara karşı son derece derece derece ağır sonuçlara yol açabilecek bir şiddet yönelimini belirli bir kesim için meşrulaştırdığını veya bunun önünü açtığını belirtti.

Mektupta, Türkiye Hükümeti’nin, ulusal ve uluslararası bilgilendirme yapıldılarına uygun davranması gerektiğinin çizilerek, LGBTİ + ‘lara yönelik hedef gösterici, ayrımcı nefret söylemine son ve LGBTİ +’ ların bu tür söylem ve incelemek için gerekli önlemlerin acilen çağrısı çağrısı yapıldı.

Bu bağlamda mektuba katılan insan hakları örgütleri, BM özel mekanizmaları, Türkiye Hükümeti nezdinde gerekli adımların girişimde girişimde bulunmaya davet etti.