
28 Kasım’da, Belçika İstanbul Başkonsolosluğunun ev sahipliğinde Suna Sözer Topluluk Merkezinin tanıtım etkinliğinde bir araya geldik. Türkiye’de LGBTİ+’lara yönelik artan nefret söylemi, hakları geriye götüren politika girişimleri ve “aile yılı” adı altında kurulan baskı iklimi içinde; bu merkezle hem topluluğumuz için güvenli bir alanı büyütmeyi hem de yeni dayanışma ve işbirliği ağları kurmayı amaçlıyoruz.
Etkinlik, Belçika İstanbul Başkonsolosu Tim Van Anderlecht’in açılış konuşmasıyla başladı. Konuşmada, Belçika’nın ILGA-Europe endeksine göre Avrupa’nın en LGBTİ+ dostu ülkelerinden biri olduğuna değinilirken, bunun yalnızca “iyi yasalar çıkarmakla” sınırlı olamayacağı; herkesin onurlu, eşit ve özgür bir hayat sürebilmesinin esas hedef olduğu vurgulandı. Başkonsolos, küresel ölçekte yükselen anti-gender hareketine dikkat çekerek, başarının bir günde gelmeyeceğini ama LGBTİ+ örgütleriyle dayanışma içinde olmayı, yerel aktörleri dinlemeyi ve uluslararası alanda bu mücadeleyi görünür kılmayı önemsediklerini ifade etti.
Kendimize ait bir merkez kurarken: Topluluğun gücüne güveniyoruz
Etkinlikte ilk sözü, Suna Sözer Topluluk Merkezi gönüllüleri adına Aşkım Çelebi aldı. Çelebi, Virginia Woolf’un “kendine ait bir oda” fikrini queer bir yerden yeniden düşünerek, LGBTİ+’ların hayatta kalma mücadelesinin yanında hayal kurma, üretme ve kurmaca yazma hakkına da sahip olduğunu hatırlattılar.
Çelebi, Suna Sözer Topluluk Merkezi’ni şöyle tarif ettiler:
“Maruz bırakıldığımız baskıya, şiddete ve yaşam alanlarımıza yönelen tehditlere karşı dayanıklılığımızı birbirimizden alıyoruz. Burası sadece etkinlik yapılan bir yer değil; ‘Seni görüyoruz, buradasın ve burayı birlikte şekillendirebiliriz’ diyen bir alan.”
Bizler için bu merkez, LGBTİ+’ların yalnızca “hizmet aldığı” bir yer değil; birbirini gören, destekleyen ve birlikte üreten bir topluluğun kendini kurduğu bir alan.

Suna Sözer’in adıyla yas değil, yaşamda ısrarı büyütüyoruz
Merkezimize ismini veren Suna Sözer, SPoD’un eski Pazar Sohbetleri gönüllülerinden biriydi. Suna’yı 6 Şubat depremlerinde kaybettik. Onun adını merkeze vermek, hem yasımızı görünür kılmanın hem de lubunya dayanışmasının sürekliliğini hatırlatmanın bir yolu.
Etkinlikte söz alan Suna’nın arkadaşı ve ekip arkadaşı Didem Kalafat, Suna’nın hemşirelik ve gönüllülük deneyimleriyle, lubunyalar için kurulan güvenli alanlarda nasıl emeğini, zamanını ve sevgisini paylaştığını anlattı. Suna’yı, “yaşamda ısrar”ın ve lubunya dirayetinin somut hali olarak tarif etti:
“Suna Sözer Topluluk Merkezi, yasın değil, yaşamda ısrarın mekânı olsun. Dayanışmayı ihtimamla, özenle ve etik bir yerden kurabildiğimiz alanımız olsun.”
Bu merkezle birlikte, lubunyaların ölümle bu kadar sık ve yakından yüzleşmek zorunda bırakıldığı bir coğrafyada, birbirimizi yaşatmanın yollarını çoğaltmayı hedefliyoruz.
Yalnızlığı, güvencesizliği ve görünmezliği birlikte kırmak istiyoruz
Topluluk Merkezi Koordinatörlerinden Doğukan Kocabaş, konuşmalarında merkezin temel derdini açıkça ortaya koydu:
Türkiye’de LGBTİ+’ların yaşamı uzun süredir yalnızlık, güvencesizlik ve görünmezlik döngüsü ile belirleniyor. Bu döngü, bireysel bir “baş edememe” hali değil; ayrımcılığın, dışlanmanın ve devlet şiddetinin ürettiği yapısal bir tablo.
Suna Sözer Topluluk Merkezi’nde bu tabloya iki düzlemde yanıt üretmeye çalışıyoruz:
- LGBTİ+ ruh sağlığının desteklenmesi:
Ruh sağlığını yalnızca terapi odasına sıkıştırmayan, topluluk ilişkilerini de iyileşmenin aktif bir parçası olarak gören bir yaklaşım benimsiyoruz. Psikoeğitim programları, akran destek grupları, bilgiye erişim faaliyetleri ve kültürel-sosyal buluşmalarla, bireysel iyilik halini topluluk bağlarıyla birlikte güçlendirmeye çalışıyoruz. Yalnızlık ve görünmezliğe karşı, bağ kurmayı, birlikte düşünmeyi ve dayanışmayı iyileştirici bir zemin olarak görüyoruz.
- Sosyo-ekonomik yaşama katılımın artırılması:
Evsizlik, işsizlik ve yoksullukla mücadele eden LGBTİ+’lar için mesleki gelişim atölyeleri, CV ve mülakat çalışmaları, staj ve iş olanakları, sosyal yardımların artırılması için savunuculuk ve gıda, barınma, sağlık gibi alanlarda destek mekanizmaları planlıyoruz. Bu alandaki çalışmalarımızı, özel sektör ve insani yardım/kalkınma aktörleriyle kurduğumuz ilişkilerle güçlendirmeyi hedefliyoruz.
Amacımız, krize yalnızca “sonradan müdahale eden” bir yapı olmak değil; krizi beklemeden, topluluğun kendi dayanıklılığını güçlendiren bir model kurmak.

İki ayda neler yaptık?
Merkezimizin kapılarını açmasından bu yana geçen kısa süre içinde:
- 40’tan fazla gönüllü başvurusu aldık,
- 2 gönüllü oryantasyonu gerçekleştirdik,
- 20’den fazla gönüllü ile aktif biçimde çalışıyoruz,
- Farklı temalarda düzenlediğimiz 14 etkinliğe 120’den fazla başvuru aldık, yaklaşık 70 kişi etkinliklerimize katıldı.
Merkezde HIV ile yaşayan LGBTİ+’lar, madde kullanımıyla ilgili güçlük yaşayanlar, Arapça konuşan LGBTİ+’lar gibi farklı gruplarla hem profesyonel hem de sosyal nitelikli destek programları yürütüyoruz. Film gösterimleri, okuma grupları, müzik buluşmaları ve sohbetler aracılığıyla, biyopsikososyal bir yaklaşımı sahada somutlaştırıyoruz.

Dayanışma çağrımız
Tanıtım etkinliğimize; uluslararası firmaların Türkiye şubeleri, insani yardım kuruluşları, Türkiye’nin önde gelen insan hakları ve LGBTİ+ örgütleri, aktivistler ile birlikte Hollanda İstanbul Başkonsolosu Daan Huisinga, Kanada İstanbul Başkonsolosu Natalie Britton ve Brezilya İstanbul Başkonsolosu Ruy Pacheco De Azevedo Amaralda katıldı.
Bu buluşmayı, LGBTİ+ topluluğunun çoğu zaman doğrudan erişemediği aktörlerle aynı masada bir araya gelmek; eşit yurttaşlık, güvenli alan ve hak temelli yaklaşımı birlikte tartışmak için önemli bir adım olarak görüyoruz.
Suna Sözer Topluluk Merkezi’ni, topluluğun kendi kendini iyileştirme ve güçlendirme kapasitesini görünür kılan ve büyüten bir alan olarak kuruyoruz. SPoD olarak; araştırma fonları, proje ortaklıkları, uzmanlık desteği, kapasite geliştirme programları, mekân ve kaynak paylaşımı, karşılıklı eğitimler gibi farklı işbirliği modellerine açığız.
Çünkü biliyoruz ki, LGBTİ+’ların iyilik hali, ona omuz veren kurumlar, hareketler ve topluluklarla birlikte güçlenebilir.
Bu merkezin kapısı, hem dayanışmak isteyen tüm kurumlara hem de “kendine ait bir merkeze” ihtiyaç duyan tüm lubunyalara açık.
Tanıtım etkinliği boyunca yapılan konuşmaların metinlerini içeren broşüre erişmek için aşağıdaki linke bas lubunya:
https://spod.org.tr/wp-content/uploads/2025/12/Topluluk-merkezi-brosur.pdf