Skip to main content

Yaşasın 1 Mayıs!

By 16 Mayıs 2021Haziran 8th, 2021Haberler

Evde kalamayan, evden çalışmak zorunda olan, beden işçiliği yapan, çalışacak ücretli bir iş bulamayan, mavi yakalısı, beyaz yakalısı, kamu çalışanı, sivil toplum çalışanı, özel sektör işçisi, seks işçisi, tüm renkleri ve halleriyle LGBTİ+ işçi ve emekçilerin 1 Mayıs Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü kutlu olsun.

 

Yaşamın önemli bir bölümünü örgütleyen işçi ve emekçilerin elbette bu gününün kutlama ile geçmesi gerektiğine inanıyoruz. Ancak biz bu günü cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelli ayrımcılığın yarattığı toplumsal düzen nedeniyle LGBTİ+ işçi ve işsizlerin uğradığı hak ihlalleri ve sömürü ile karşılıyoruz. Her alanda yaşanan hak ihlalleri, sistematik ayrımcılığa maruz bırakılan LGBTİ+’ların çalışma yaşamı içindeki eşitsiz durumlarını pekiştiriyor.

LGBTİ+’ların iş arama, bulma mekanizmalarına erişimi konusunda önlemler alınmıyor. Aksine bazı meslekler LGBTİ+’lar için “uygun olmayan” meslekler olarak görülüyor. Cinsiyet kimliği ve cinsel yönelimle ilgili durumlar meslekten ihraç sebebi olarak kabul ediliyor. İş görüşmesinden başlayan ayrımcılık işe alım gerçekleşmişse de toplu iş sözleşmeleri, terfi, izin, işten çıkarma, işten ayrılma süreçlerinde de devam ediyor. Pek çok LGBTİ+ için kimliğini gizlemek zorunda kalma, mobbing, sürgün, ötekileştirme gibi haller çalışma hakkını ihlal ediyor. Hak ihlallerinin ortadan kaldırılmasına yönelik adımlar atılmıyor, ihlalin gerçekleşmesi durumunda LGBTİ+’ların başvurabilecekleri mekanizmalar oluşturulmuyor. 

LGBTİ+ işçi ve emekçilerin örgütlü bir mücadele içinde kendilerini var edebilmesi de çoğu zaman mümkün olmuyor. Görünen o ki LGBTİ+ işçilerin çalışma hayatında karşılaştıkları sorunlar ve kendilerine özgü ihtiyaçlarına yönelik düzenlemelerin yapılması sendikalar tarafından da bir öncelik olarak ele alınmıyor. 

Tüm bunlarla birlikte, sağlık örgütlerinin “pandemi” olarak nitelendirdiği yeni tip koronavirüs hayatlarımızı uzun süredir olumsuz yönde etkilemeye devam ediyor. Cinsiyet kimlikleri, cinsiyet ifadeleri ve cinsel yönelimleri nedeniyle sıklıkla toplumsal kabulün dışında bırakılan LGBTİ+’lar, toplumsal kriz ve kitlesel travmaların yaşandığı durumlardan çok daha derin biçimde etkileniyor. LGBTİ+’lar, bu süreçte başta yaşam hakkı olmak üzere çalışma hakkı, barınma, sosyal yardım, psikososyal destek ve şiddet sonrası destek mekanizmalarına erişim gibi konularda ciddi sorunlar yaşıyor. SPoD’un 856 LGBTİ+ katılımcıyla yaptığı çalışma, LGBTİ+’ların %64’ünün pandemi sürecinde herhangi bir işte çalışmadığını ve %54’ünün herhangi bir gelirinin olmadığını ortaya koyuyor. 

Tarihsel olarak çalışma yaşamı içinde istihdam ve mesleki faaliyete erişimde ayrımcılık ile karşılaşan, bugüne kadar genellikle güvencesiz ve kayıt dışı alanlarda çalışmak zorunda bırakılan LGBTİ+’lar için pandemi gündelik kazanç sağladıkları işleri de kaybetmek anlamına geliyor. Pandemi etkilerine karşı sunulan ekonomik teşvik ve yardım paketleri ise LGBTİ+’ların ihtiyaçlarını gözetmiyor ve LGBTİ+’ların desteklere erişimi için önlemler geliştirilmiyor.  Bu süreçte daha da kırılgan bir topluluk haline gelen LGBTİ+’lar giderek artan işsizlik, yoksullaşma ve  belirsizlikle mücadelede yalnız bırakılıyor. Tam da hepimizin sağlığı, hak ve özgürlükleri için daha fazla çalışması gerektiği bir dönemde, kamu görevlileri, LGBTİ+’ları ve HIV ile yaşayanları hedef gösteriyor. LGBTİ+ karşıtı söylemler hiç olmadığı kadar siyasette, medyada ve ülke gündeminde yer buluyor. Toplumun büyük bölümü tarafından desteklenen İstanbul Sözleşmesi’nden herhangi bir mutabakat süreci işletilmeden bir gecede çekilme kararı alınıyor. Her alanda yükselen eşitsizlik ve adaletsizlik LGBTİ+’ların hayatlarını da derinden etkiliyor.

Bu nedenle kamu ve yerel yönetim kurumları tarafından sağlanan pandemi etkilerini giderecek teşvik ve yardımlarda öncelikle güvencesiz koşullar altında çalışan ve yaşayan LGBTİ+’lar başta olmak üzere savunmasız vatandaşlara ulaşılmasını sağlamak hayati önem taşımaktadır. LGBTİ+ çalışanların istihdamın her aşamasında ayrımcılık ile karşı karşıya olduğu çalışma yaşamanın içinde güvenceli bir iş talebinin yanında cinsiyet kimliği ve cinsel yönelimi de kapsayan politikalar oluşturulmasının zorunlu olduğunu bir kez daha hatırlatıyoruz. İstanbul Sözleşmesi’nin toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması, LGBTİ+’ların ve kadınların ekonomik ve sosyal hayata eşit katılımları için de  önemli bir araç olduğunu bir kez daha vurguluyoruz.

Son söz yerine, biz biliyoruz ve diyoruz ki 1 Mayıs, nihayetinde tüm işçiler için olduğu gibi ve hatta daha fazlasıyla, LGBTİ+ işçi ve işsizler için de bir emek ve mücadele günüdür. LGBTİ+ işçileri kapsamayan bir birlik, mücadele ve dayanışma ne olursa olsun eksik kalacaktır. Patronsuz ve pezevenksiz, gökkuşağının altında adil ve eşit bir dünyanın hayaliyle…

Yaşasın 1 Mayıs!