Skip to main content

Yeni Anayasa Taslağı Özelinde “Doğruymuş” Gibi Söylenen Yanlışlar

By 18 Ocak 2023Duyurular

AKP, MHP, BBP, SP ve 1 bağımsız milletvekilinin imzasıyla TBMM’ye sunulan ve anayasanın din ve vicdan hürriyetini düzenleyen 24’üncü maddesi ile ailenin korunmasını düzenleyen 41’inci maddesinde değişiklik öngören kanun teklifi 19 Ocak Perşembe günü Anayasa Komisyonu’nda ele alınacak. Komisyona gelmeden önce kamuoyunda yapılan tartışmalarda sıkça yanlı ve yanlış söylemlerle propaganda edilen sürece ilişkin bazı düzeltmeleri yapmak gerekiyor.

“LGBTİ+’lar zaten evlilik eşitliği talep etmiyor.”

LGBTİ+ hareketi ayrımcılık, barınma, istihdam gibi alanlardaki hak taleplerini daha acil gördüğü için evlilik eşitliği öncelikli taleplerinden birisi değildir. Ancak bu LGBTİ+ hareketinin evlilik eşitliğini talep etmediği anlamına gelmiyor. Aksine, bugüne dek edindiğimiz deneyim ve bilgi bize gösteriyor ki Türkiye’de yaşayan LGBTİ+’ların önemli bir kısmı evlilik eşitliğini talep etmektedir. Evlilik eşitliğinin olmaması demek LGBTİ+’ların yaşamlarını beraber kurdukları partnerlerine dair hastalık ve ölüm gibi durumlarda dahi yasal olarak hiçbir söz hakkının olmaması anlamına gelir. Dahası, LGBTİ+’ların birlikteliklerinin yasal olarak tanınmaması hem maddi hem manevi emek harcanan birlikteliklerden doğması gereken miras, sosyal güvenlik gibi haklara erişilememesine yol açar. Evlilik eşitliği bir insan hakkıdır.

“Anayasa tasarısının referanduma gitmemesi için evet verebiliriz.”

Başörtüsü, LGBTİ+ hakları gibi siyasi gündemler iktidar bloğunun rahatça siyaset üretebildiği ve muhalefet bloğunun birlikte hareket etmekte zorlandığı konular. Muhalefet anayasa tasarısının domine ettiği bir siyasi atmosferde seçime gitmenin kendileri için bir dezavantaj olacağını düşünüyor. Ancak biliyoruz ki meclis bu anayasa tasarısını kabul etse dahi Cumhurbaşkanının anayasa tasarısını referanduma götürme yetkisi var. Dahası, bu anayasa tasarısının kabul edilmesi LGBTİ+’ların suçlulaştırılması ile sonuçlanacak ve pek çok alanda var olan hakların kullanılması engellenecek. LGBTİ+’lara yönelik nefret kampanyaları güçlenecek, nefret saikiyle işlenen suçlarda cezasızlık daha da yaygınlaşacak. Tüm bu sonuçlara yol açacak seçime dair aritmetik hesaplara LGBTİ+’ların kurban edilmesini kabul etmiyoruz.

“Muhafazakar seçmenimize anlatamayız.”

LGBTİ+ olmak bir ideoloji ya da siyasi angajman değildir. Her inançtan, kültürden, ırktan, milliyetten ve kimlikten LGBTİ+’lar vardır. Gerçeklikle hiçbir ilgisi olmayan aileye karşı LGBTİ+’lar, muhafazakarlara karşı LGBTİ+’lar ikilikleri yaratılmakta. Muhafazakar ile LGBTİ+’ları birbirinin karşısına koyan bu iddia Türkiye’nin gerçeklerini ıskalamaktır. Örneğin; Doğru Avrupa, Balkanlar ve Orta Doğu’nun en büyük LGBTİ+ hareketi bu topraklarda yeşerdi. Onur yürüyüşleri 2003’ten 2015’e kadar hiçbir nefret saldırısı olmadan yapıldı ve yapılan son iki Onur Yürüyüşüne 50 binden fazla insan katıldı. Kısacası, toplum LGBTİ+’ların aileyi yıkacağını ve toplumu çökerteceğini düşünmüyor. Muhalefet muhafazakar ve müslüman LGBTİ+’lar yokmuş gibi davranıyor, siyasi iktidarın yarattığı ve hayal ürünü olan bir hassasiyet ciddiye alınıyor. Birlikte yaşadığımız, eşit ve adil bir hayat istiyoruz.

“LGBTİ+’lar aile kurumunun karşısında yer alıyor.”

LGBTİ+’ların aileye karşı olduğu iddiası, LGBTİ+’ların verdiği hak mücadelesini suçlulaştırılmasına yol açıyor. Sanki LGBTİ+’lar; barınma, sağlık, çalışma gibi alanlarda eşit haklara erişmeyi değil, aileyi yıkmayı amaçladığı algısı yaratılmak isteniyor. LGBTİ+’ların aileyi yıkabileceği söylenerek LGBTİ+’lara sahip olmadığı bir güç atfediliyor ve böylelikle maruz kaldığı ayrımcılık ve şiddetin üstü örtülüyor. Dahası, bu iddia, LGBTİ+’ların da aile kurduğu, LGBTİ+’ların da ailelerinin olduğu gerçeğini göz ardı ediyor. LGBTİ+’lar aile kurumunun karşısında diyenler LGBTİ+’ların kurduğu ailelerin yasal olarak tanınmasını anayasal düzeyde engellemeye çalışarak kendisiyle çelişiyor. Aileye değil, ev içinde şiddete, istismara, güvensizliğe, yok sayılmaya, gizlenmeye, kendin olamamaya karşıyız. Şiddetsiz, birbirine güven duyan, birbirini destekleyen ve bireysel hakların tanındığı aileler kurmak istiyoruz.

“Siyaset yaparken bazı şeyler gözardı edilebilir.”

Konuştuğumuz siyasilerin sıkça bizlere söylediği bu cümle biz LGBTİ+ hak savunucularının nasıl siyaset yapılacağını bilmediğine dair örtük bir varsayım içeriyor. Bizler, LGBTİ+lar olarak, 21 yıllık AKP iktidarı boyunca örgütlendik, sokakta, mecliste, bulunduğumuz her alanda en demokratik yöntemlerle haklarımızın tanınması için mücadele ettik. Bizler otoriter bir rejim altında yıllarca siyaset yürütmüş hak savunucuları olarak siyaset yapmanın ne demek olduğunu biliyoruz. Siyasetçilerin sorumluluğunun insan haklarını seçim kazanma uğruna feda etmek değil, aksine onu korumak olduğunu bir kez daha hatırlatıyoruz. Toplumun adalet, eşitlik ve özgürlük isteyen büyük çoğunluğunun öncelik, hassasiyet ve taleplerini dinlemeye davet ediyoruz.

“Merak etmeyin, yasa geçse bile seçimden sonra bunların hepsini düzelteceğiz”

Bugünden eşitliği, demokrasiyi ve eşit yurttaşlık hakkı gibi onun gereklerinin savunulmadığı her tartışma yarına ancak insan haklarından yoksun bir toplum bırakmaktır. Ülkenin bu kutuplaştırıcı iklime terk edilmesi şiddetin ve nefretin sıradanlaşmasını, normalleşmesini saglamaktadır. Bu iklime ve onun sonucu nefrete göz yummak demokrasiyi getirmeyecek. Aksine insan haklarından yoksun, kaotik ve antidemokratik bir hayatın kapılarını sonuna dek açmış olacaktır. Toplumun bir arada yaşamasına ve toplumsal barışa yönelik bir saldırı niteliğinde olan bu teklif eşit yurttaşlık ilkesi ve laiklik anlayışına zarar verecektir. Birbirine düşmanlaştırılmış bir toplum değil, birbirinin hakkını gözeten ve birarada yaşamı onurla savunan bir toplum için bugün insan haklarını yüksek sesle savunmak gerektiğini hatırlatıyoruz.

Görsel Betimleme: Ortada “Yeni Anayasa Taslağı Özelinde “Doğruymuş” Gibi Söylenen Yanlışlar” yazısı ve doğruymuş sözcüğünün altında vurgu amaçlı bir dörtgen bulunuyor. En altta SPoD logosu bulunuyor.